Bu blogda adı geçen kişi ve kurumların gerçek hayatla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
3 Nisan 2018 Salı
Armanovya Nalitişna:
Armanovya Nalitişna’nın evi, şehrin bu yakasında nadir görülen sakin sokaklardan birindeydi. Yvatzemenova, Armanovya’yı görmeye geldiğinde sofada onu başında dikkat çekici bir başlık bulunan, nedime mi hizmetçi mi olduğu pek anlaşılmayan bir kadın karşıladı. Yvatzemenova, kadına Nalitişna’nın evde olup olmadığını sorduğu sırada Armanovya içerden, Yvatzzosiya sen misin, diye seslendi. Sesinde heyecan ve mutluluk vardı.
Yvatzemenova rahat bir tavırla üzerindeki siyah, kapüşonlu paltoyu çıkarıp vestiyere asarken Armanovya yanına gelmişti bile.
İlginç başlıklı kadın yüzünde gülümseme olduğu halde belli belirsiz bir selam vererek gözden kayboldu.
-Ah, ne kadar mutlu oldum, dedi Armanovya. Birlikte içeri girdiler.
Burası misafir odasından çok bir çalışma odasına benziyordu. Yüksek duvarlarından yüzyıllık ağaçların uzandığı bir mezarlığa bakıyordu. Cama hemen hemen bitiştirilmiş masanın üzerinde kağıtlar, dergiler, üst üste dizilmiş birkaç kitap vardı. Masanın solunda bir berjer duruyordu; üstündeki kitabı Armanovya az önce elinden bırakmıştı, sayfaları açıktı kitabın, yanında da bir kalem duruyordu. Kitaba baktı Yvatzemenova, Turgenyev’indi.
Daha önce okumadığım için üzgün değilim, dedi Armanovya. İlk gençliğimde okusaydım, aynı tadı alamazdım. İkinci bir okumaya da vakit ayırır mıydım, bilmiyorum.
Kahvelerini içerlerken konu Dayfımiç’ten açıldı. Bir süre önce lokantada karşılaştıklarını söyledi Yvatzemenova, Dayfımiç yanına gelmiş, bir süre birlikte oturmuşlardı. Gözlerinde binbir soruyla öylece yüzüne bakmıştı Yvatzemenova’nın. Bu bakışlarda hem çaresizlik hem sevecenlik vardı. İçi sıcacık oluyordu öyle anlarda; hiçbir şey düşünmeden ellerini aynı sevecenlikle ona uzatası geliyordu.
Rahatlığın ve tuhaf bir çekingenliğin karıştığı meraklı gözlerine baktı Armanovya onun; sonra ne olup bitiyor da uzaklaşıyorsun ondan, dedi.
Yakınlaştığımız zamanlar var evet; ama bir süre sonra başka bir hayattan bakmaya başlıyor bana. Sıcaklığına sığınacağım başka bir yere kaçmak istiyorum o zaman, diyerek içini döktü Yvatzemenova. Sözleri içinde birikmiş, akıp gidecek bir ırmak yatağı arıyor gibiydi.
Armanovya arkadaşını yıllardır tanıyordu, belli ki bunlar kendisini tümüyle karşısındakine vermesine engel oluyordu. Daha önce yaşadıklarının böyle hissetmende etkisi olabilir mi, diye mırıldandı, onu tanımadan önce yaşadıklarını hatırlatan bir şey olabilir mi Dayfımiç’te?
Sonra sehpada duran kahveye uzandı Armanovya, bir yudum aldı; kahve soğumuştu, yüzünü buruşturdu. Arkadaşına baktığında bütün dikkati yine ona çevrilmişti.
Duygularının sesini dinle, dedi Yvatzemenova’ya. Tutkuyla sevebilmek hayatın armağanıdır, bundan korkma.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder