Sedushka Dimitriova:
Hayatı hakkında yeni kararlar almak üzere olan Sedushka
Dimitriova, tam karar alacaktı ki, Stepançikova'da alışılmadık bir şey oldu.
Mujikler o gün çok hareketliydiler, Kâhya İlginoviç Kontes Dimitriova’nın yemek
salonuna geçmesini beklemeden yatak odasının kapısında belirmiş, aralık kapıdan
içeri korku ve telaşla fısıldamıştı.
"Hanımım, sevgili annemiz affınıza sığınırım."
"Neler oluyor, nedir bu gürültü patırtı?
İlginoviç, içeri girin, yine lüzumsuz bir şey değildir umarım."
Kâhya adeta koşarak odaya girmiş, şöminedeki ateşe
odun atmaya hazırlanan hizmetçi yamağına aldırış etmeden, hızlı hızlı,
"Hanımım
çok önemli bir misafirimiz var, kendisini salona aldım, yanında bir sürü uşakla
gelmiş, bir görseniz, kaba saba insanlar, onları ahır tarafındaki odaya
aldım."
"Sizi sonunda öldürmekten korkuyorum
İlginoviç" diye cevap vermişti. "Kuzum, bırakın uşakları falan, kim
geldi, kimden bahsediyorsunuz?"
"Hanımım, sevgili annemiz, Prens K, köyümüzü
şereflendirdi. Ama bir görseniz, çok pimpirikli birine benziyor."
Kontes kızmış, kâhyayı gevezelik yaptığı için
azarlayarak misafirlerine en iyi hizmetin yapılmadığını görürse, herkesi
kırbaçlatıp kovacağı tehdidini de savurmuştu. Hizmetçi yamağı olan henüz on
altı yaşında ki Alyoşa ise hanımın bu öfkesi karşısında korkudan az daha
odunların yanında duran eski Çin vazosunu şömineye atacakken, kendine gelip, Sedushka’nın
gazabından son anda kurtulmuş ve Kâhyayla birlikte geri geri odadan çıkarken az
daha birbirlerini yaralayacak kadar telaşlanmıştı.
Burada Prens K. hakkında bir şeyler anlatmanın zamanı
geldi sevgili okuyucu. Prens K. yaşlı olduğu ilk bakışta anlaşılmazdı, siyah
perukası ve makyajıyla oldukça kırışıksız görünen, aslında çok yaşlı olan
prensi görenler, pörsük derisinin nasıl böyle düzeldiğine şaşarlardı. Çok şık
giyiniyordu, İspanyol tarzı ceketi, beyaz fırfırlı gömleğiyle tıpkı bir manken
gibiydi. Hani şömineye dayanmış dururken bir görseniz, cansız bir manken
sanabilirdiniz. İlk bakışta, takma olan cam gözü de dikkati çekmiyordu. Bir
düello esnasında gözünü kaybettiği söylenirdi. Yürürken hafifçe aksamasının da eski
gönül maceralarından kalan bir yaralanma olduğu söylentisi vardı.
Konuşurken söylediklerini unutan, bir şey anlatırken
başka bir konuya geçen Prens K.'nın gelişiyle oldukça heyecanlanan Sedushka,
adeta koşarak merdivenlerden inerken az daha krinolinini düşürecekti. Krinolini* giyerken belini sıkmadığı için, içinden hizmetçisine lanetler okuyarak salona
girmiş, derin bir reveransla Prens K.'yı selamlarken, bir yandan "Şerefler
verdiniz, sizi görmek ne güzel saygıdeğer Prensim" dedi.
Prens yaşı oldukça ilerleyen Kontes’e yaklaşmış,
"Hiç değişmemişsiniz Madam, gözleriniz hâlâ kara bir elmas gibi parıldıyor,”
derken, Sedushka yeşil gözlerini kırpıştırarak, "Ah mon cher, siz de eskisi
gibi çok naziksiniz," diyerek derin bir reveransla tekrar Prens’i
selamlamıştı.
Yemekten sonra, dinlenmek için odasına çıkan Prens’in
yanından ayrılmasıyla, Sedushka kâhyayı çağırmış, akşam yemeği için
hazırlanacak yemek listesinde yayın balığını unutmamalarını özellikle
istemişti. İkindiye doğru Prens kalkmış, biraz hava almak istediğini
söyleyerek, Sedushka'nın koluna girip birlikte yürüyüşe çıkmışlardı. Atlı araba
ve iki uşak arkalarından onları izliyordu. Prens'ten şehirde neler olup
bittiğini öğrenmek isteyen Sedushka, Çarlık Lotaryasının, dostu Dayfım Dayfımiç'e
çıktığını öğrendiğinde "Eine allerliebste geschichte!" diye adeta
bağırdı. Nedejda'nın bundan haberi var mı diye düşündü hemen. Dayfımiç'i kısa
pantolonlu bir ergen olduğu dönemlerden tanırdı. Sedushka o zamanlar gençti ve
henüz Kont Dimitriov ile yeni evlenmişti. Nadja, sevgili kızı Nadejda henüz
dünyada yoktu. İleri yıllarda Dayfımiçlerle aile münasebetleri sürmüş,
birbirlerine balolarda sıklıkla rastlamışlardı. Dayfımiç'in Nadejda'ya olan
ilgisinin de farkındaydı Sedushka. Ama farkında değilmiş gibi görünmeye özen
gösterirdi.
Dayfım Dayfımiç'in şehirde hakkında çıkan dedikodular
onun da kulağına gelmemiş değildi. "Ah, şu bizim çapkın Dayfımiç’e de
bakın hele" dedi, Prens K'nın koluna biraz daha sokularak.
"Neler yapıyorlar kuzum, anlatsanıza,"
dedi heyecanla.
Prens konudan yine uzaklaşmış, “Hâlâ köyünüzü satmayı düşünüyor
musunuz madam?" diye sorduğunda şaşırmıştı Kontes.
"Oh mon dio,"
dedi içinden, "Aklımdan geçenler bile ne çabuk yayılıyor Moskova'da...”
Yanakları kızardı, başını çevirerek hemen arkalarında kalan köye baktı, “Kış
güneşinin altında ne kadar da köhne görünüyor,” diye düşündü. Prens’in o sırada
“Şivanov diye birinden bahsedildiğini duydum. Mujiklerle bir şeyler
çeviriyormuş," dediğini işitmedi bile...
Prens konuşmasına devam ediyordu...
“Bunlar hep Shakespeare yüzünden, o kitapları
yasaklamalı bu ülkede, bu modaya kadınlar da uymaya başladı. Saçma azizim
saçma...”
(Esinlenmeler: Amcanın Rüyası
/ Dostoyevsky
*Krinolin: Sert Kıldan Bir
Jüpon)









