7 Ocak 2016 Perşembe


Sedushka Dimitriova: 
Hayatı hakkında yeni kararlar almak üzere olan Sedushka Dimitriova, tam karar alacaktı ki, Stepançikova'da alışılmadık bir şey oldu. Mujikler o gün çok hareketliydiler, Kâhya İlginoviç Kontes Dimitriova’nın yemek salonuna geçmesini beklemeden yatak odasının kapısında belirmiş, aralık kapıdan içeri korku ve telaşla fısıldamıştı.

"Hanımım, sevgili annemiz affınıza sığınırım."

"Neler oluyor, nedir bu gürültü patırtı? İlginoviç, içeri girin, yine lüzumsuz bir şey değildir umarım."

Kâhya adeta koşarak odaya girmiş, şöminedeki ateşe odun atmaya hazırlanan hizmetçi yamağına aldırış etmeden, hızlı hızlı,

 "Hanımım çok önemli bir misafirimiz var, kendisini salona aldım, yanında bir sürü uşakla gelmiş, bir görseniz, kaba saba insanlar, onları ahır tarafındaki odaya aldım."

"Sizi sonunda öldürmekten korkuyorum İlginoviç" diye cevap vermişti. "Kuzum, bırakın uşakları falan, kim geldi, kimden bahsediyorsunuz?"

"Hanımım, sevgili annemiz, Prens K, köyümüzü şereflendirdi. Ama bir görseniz, çok pimpirikli birine benziyor."

Kontes kızmış, kâhyayı gevezelik yaptığı için azarlayarak misafirlerine en iyi hizmetin yapılmadığını görürse, herkesi kırbaçlatıp kovacağı tehdidini de savurmuştu. Hizmetçi yamağı olan henüz on altı yaşında ki Alyoşa ise hanımın bu öfkesi karşısında korkudan az daha odunların yanında duran eski Çin vazosunu şömineye atacakken, kendine gelip, Sedushka’nın gazabından son anda kurtulmuş ve Kâhyayla birlikte geri geri odadan çıkarken az daha birbirlerini yaralayacak kadar telaşlanmıştı.

Burada Prens K. hakkında bir şeyler anlatmanın zamanı geldi sevgili okuyucu. Prens K. yaşlı olduğu ilk bakışta anlaşılmazdı, siyah perukası ve makyajıyla oldukça kırışıksız görünen, aslında çok yaşlı olan prensi görenler, pörsük derisinin nasıl böyle düzeldiğine şaşarlardı. Çok şık giyiniyordu, İspanyol tarzı ceketi, beyaz fırfırlı gömleğiyle tıpkı bir manken gibiydi. Hani şömineye dayanmış dururken bir görseniz, cansız bir manken sanabilirdiniz. İlk bakışta, takma olan cam gözü de dikkati çekmiyordu. Bir düello esnasında gözünü kaybettiği söylenirdi. Yürürken hafifçe aksamasının da eski gönül maceralarından kalan bir yaralanma olduğu söylentisi vardı.

Konuşurken söylediklerini unutan, bir şey anlatırken başka bir konuya geçen Prens K.'nın gelişiyle oldukça heyecanlanan Sedushka, adeta koşarak merdivenlerden inerken az daha krinolinini düşürecekti. Krinolini* giyerken belini sıkmadığı için, içinden hizmetçisine lanetler okuyarak salona girmiş, derin bir reveransla Prens K.'yı selamlarken, bir yandan "Şerefler verdiniz, sizi görmek ne güzel saygıdeğer Prensim" dedi.

Prens yaşı oldukça ilerleyen Kontes’e yaklaşmış, "Hiç değişmemişsiniz Madam, gözleriniz hâlâ kara bir elmas gibi parıldıyor,” derken, Sedushka yeşil gözlerini kırpıştırarak, "Ah mon cher, siz de eskisi gibi çok naziksiniz," diyerek derin bir reveransla tekrar Prens’i selamlamıştı.

Yemekten sonra, dinlenmek için odasına çıkan Prens’in yanından ayrılmasıyla, Sedushka kâhyayı çağırmış, akşam yemeği için hazırlanacak yemek listesinde yayın balığını unutmamalarını özellikle istemişti. İkindiye doğru Prens kalkmış, biraz hava almak istediğini söyleyerek, Sedushka'nın koluna girip birlikte yürüyüşe çıkmışlardı. Atlı araba ve iki uşak arkalarından onları izliyordu. Prens'ten şehirde neler olup bittiğini öğrenmek isteyen Sedushka, Çarlık Lotaryasının, dostu Dayfım Dayfımiç'e çıktığını öğrendiğinde "Eine allerliebste geschichte!" diye adeta bağırdı. Nedejda'nın bundan haberi var mı diye düşündü hemen. Dayfımiç'i kısa pantolonlu bir ergen olduğu dönemlerden tanırdı. Sedushka o zamanlar gençti ve henüz Kont Dimitriov ile yeni evlenmişti. Nadja, sevgili kızı Nadejda henüz dünyada yoktu. İleri yıllarda Dayfımiçlerle aile münasebetleri sürmüş, birbirlerine balolarda sıklıkla rastlamışlardı. Dayfımiç'in Nadejda'ya olan ilgisinin de farkındaydı Sedushka. Ama farkında değilmiş gibi görünmeye özen gösterirdi.

Dayfım Dayfımiç'in şehirde hakkında çıkan dedikodular onun da kulağına gelmemiş değildi. "Ah, şu bizim çapkın Dayfımiç’e de bakın hele" dedi, Prens K'nın koluna biraz daha sokularak. 

"Neler yapıyorlar kuzum, anlatsanıza," dedi heyecanla. 

Prens konudan yine uzaklaşmış, “Hâlâ köyünüzü satmayı düşünüyor musunuz madam?" diye sorduğunda şaşırmıştı Kontes. 

"Oh mon dio," dedi içinden, "Aklımdan geçenler bile ne çabuk yayılıyor Moskova'da...” Yanakları kızardı, başını çevirerek hemen arkalarında kalan köye baktı, “Kış güneşinin altında ne kadar da köhne görünüyor,” diye düşündü. Prens’in o sırada “Şivanov diye birinden bahsedildiğini duydum. Mujiklerle bir şeyler çeviriyormuş," dediğini işitmedi bile...

Prens konuşmasına devam ediyordu...

“Bunlar hep Shakespeare yüzünden, o kitapları yasaklamalı bu ülkede, bu modaya kadınlar da uymaya başladı. Saçma azizim saçma...”

(Esinlenmeler: Amcanın Rüyası / Dostoyevsky

*Krinolin: Sert Kıldan Bir Jüpon)


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder