Bu blogda adı geçen kişi ve kurumların gerçek hayatla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
4 Ocak 2016 Pazartesi
Dayfım Dayfımiç:
Dayfımiç, hafta sonu Bay Vasiliyeviç ile birlikte katıldıkları balo sonrası birkaç gün eve kapandı. Kendisi dışarı çıkmadığı gibi, gelen konukları da kabul etmiyor, kimselerle görüşmüyordu. Uşağının, Vasiliyeviç’ten geldiğini söylediği notu alınca, siyah redingotunun fırçalanıp ayakkabılarının boyanmasını ve arabanın hazırlanmasını emretti.
Uşağı, Dayfımiç’in bir sonraki emrini hissetmişçesine bir elinde havlu, diğerinde ustura ve traş malzemeleri olduğu halde çalışma odasına girdi. Hızlı bir traşı takiben elbiseleri bırakarak arabanın hazır olup olmadığını kontrole gitti. Sersem sürücü işini unutup bir kenara sızmış olabilirdi, nitekim tahmin ettiği gibi de buldu sürücüyü. Samanların üzerine uzanmış, kestiriyordu. Uşağın bağırtıları dindiğine araba da sürücü de tam tekmil hazırdı. Dayfımiç hafif bir baş selamıyla her ikisini de selamlayarak arabaya bindi. Uşağına gittiği yeri söylemedi.
Kartalgrad yakınlarındaki lokantaya vardığında Vasiliyeviç’i, kendisini beklerken buldu. Ondan önce gelebilmek için koşuşturmuştu ama yine de yetişememişti. Masaya yürürken, “ben kimseyi bekletmeyeyim de, beklemeye razıyım” diye mırıldandı. Vasiliyeviç üç günlük sakalı ve dağınık saçlarıyla sigara tüttürürken karşıladı Dayfımiç’i. Kucaklaştılar.
Söze Dayfımiç girdi.
“Eee dostum nerelerdesiniz? Kaç gündür evden dahi çıkmadım, olur da uğrarsanız kapıdan dönmeyin diye. Nasılsınız? Daha iyisiniz ya?”
“Doğrusunu söylemek gerekirse pek iyi değilim Dayfımiç. Birkaç gündür kimsenin yüzünü göresim yoktu.”
“Yapmayın dostum! Bilirsiniz ki ortada gözükmeyen kişi hep haksızdır, halbuki sizi temin ederim, o akşam konuşulanlarda sonuna kadar haklıydınız. Saklanmak, gizlenmek onu sevindirir sadece.”
“Biliyorsunuz, yıllarca evlenmedim ben. Bu dünyada dilediğiniz gibi bir evlilik yapmaktan daha güç bir şey yoktur. Gelgelelim bütün kadınlar ucunda evlilik yoksa, birazcık gönül eğlendirdikten sonra alıp başlarını gitme eğilimindeler.”
“Biliyorum bunları dostum, daha önce de konuşmuştuk. Lakin o akşam her ikiniz de nihai, ama olumlu bir kararı vermek üzere buluşmuştunuz. Nasıl oldu da her şey tersine döndü, anlamak mümkün değil. Cela est impossible!”
“Her şeye hazırdım dostum, ben birini beğendim mi derhal ona benzemeye çalışırım! Ama gel gör ki kendimi bir süre sonra onun eşyalarını taşırken, angaryalarını yaparken buluyorum. Her neyse. O akşam da oraya giderken hiçbir şeyin eskisi gibi olmayacağını biliyordum. Daha doğrusu bildiğimi sanıyordum. Üstelik her şeye de hazır hissediyordum kendimi. Şimdi fark ediyorum ki, gözlerine hazır değilmişim.”
“Durumun sizi bu kadar derinden sarstığını hiç tahmin etmemiştim dostum. Hâlbuki önceki konuşmalarımızda ne kadar da mesafeliydiniz kendisine”
“İnsanın yalan söyleyebileceği bir iki kişi olmalı hayatında dostum, size de bu görev düşüyor, kabul etseniz de, etmeseniz de. Dilerim bağışlarsınız beni.”
Dayfımiç garsona seslenmek üzere arkasına döndüğü anda onu gördü!
(Alıntılar / Göndermeler: Itali Svevo / Behçet Çelik)
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder