4 Ocak 2016 Pazartesi


Demeto Oblomoviç:
Uşağın anlattığına göre bir zamanlar verimli toprakları olan zengin bir köymüş. Meyve bahçeleri meşhurmuş. Sonraları başkente göçle meyvelikler kesildikçe kesilmiş, azaldıkça azalmış. Neredeyse kıraç topraklara dönüşmüş. Eskiden pırıl pırıl pınarların derelerin çağladığı o güzelim ova yukarıdaki vadinin ağzına kurulan barajdan sonra neredeyse insansızlıktan hiç ekilip biçilmemeye başlanmış. Üç hane kalmışmış da en son Googol'ün dedesi bile hakkındakileri unutayazmış. En son rivayet, şehirde garsonluktan ileri bir kariyer edinemeyen zavallı bir köylünün, köyüne tekrar göçüp toprağı bellediğinde yağlı kara suları görünce, gerisin geri şehre dönmesiyle bitiyordu. Oblomoviç öykünün daha bu kadarından bile sıkılıp zavallı Sedushcka'nın nasıl bir hezimetle karşılaşacağını düşünerek teldolaptaki meyve kurularını karıştırmaya başlamıştı ki, ahşap kutulara konularak saklanmış olanları arasında hurmayla karşılaşınca birdenbire zihni aydınlandı. Tanrım yoksa?

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder