Sedushka Dimitriova:
Seduschka Hanım, çocukluğunun geçtiği kente yeniden gelmişti gelmesine, ancak tekrar Ankagrad'a dönmesi gerekiyordu. Rahmetli annesinin uzaktan bir kuzeninden kalan mirasla ilgili tekrar yola koyulacaktı. Oldukça masrafa yol açan bu taşınma canını sıksa da yeni bir kentte olmaktan mutlu sayılırdı. Annesi hayatta olmadığından kendisine düşen mirasın değerini bilmiyordu. "Umarım gittiğime değer" diye düşündü. Anneciğinin çeyizinden hatıra kalan yeşim taşlı, çok değerli yüzüğünü Demeto Oblomoviç'e rehin bıraktığı günden bu yana aslında huzursuzdu. "Mirası alınca ilk işim Oblomoviç'e borcum olan 800 Ruble'yi ödemek olacak " diyerek gülümsedi. Oblomoviç'i düşünür düşünmez burnuna uzaktan kurabiye kokuları geliyordu sanki. O gün yanık kurabiyeler yüzünden duman içinde kalan bir odada, Oblomoviç, Japonya'dan aldığı el oyması, kiraz ağacından yapılmış bir kutuya, yeşim yüzüğü yavaşça yerleştirmişti, yüzükten ayıramadığı gözleri parlayan Oblomoviç, o gün cömert davranmış ve 800 Ruble vermişti Sedushka'ya. Ne de olsa uzaktan akrabaydılar. O andan sonra o büyük baloya katılmaması için hiçbir neden kalmamıştı Sedushka Dimitriova için. "Ne baloydu be!" dedi içinden. Duygulandı birden, gözleri dolmuştu. Hıçkırdı ve koluyla burnunu sildi. Dışarıda eriyen karları aydınlatan bir güneş neşeyle parlıyordu.

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder