4 Ocak 2016 Pazartesi


Dayfım Dayfımiç:
Yatağından kalkıp robe de chambre’ını giyen Dayfımiç sessizce bahçeye doğru yürüdü. Limonlukta sandalyelerden birine oturarak bir gece önce olanları hatırlamaya çalıştı. ‘Oh mon dio, bu kadar içecek ne vardı tanrı aşkına?’ En son kalabalığın içinden birinin ‘voulez vous coucher avec moi?’ dediğini anımsadı, ama bu kesinlikle Vasiliyeviç değildi.

Vasiliyeç’in ne zaman yatağına geldiğini bile bilemiyordu. En iyisi bu tatsız olayı unutmak, bir an önce Stinyegrad’a giderek, Büyük İmparatorluk Lotaryasından kazandığı ikramiyeyi Varvara İvanova’nın bankasına yatırmaktı.

Troykası ile Harem’den Sirkeci’ye geçen vapora bindiğinde uşağına simit ve çay almasını emretti. Günün bu erken saatlerinde hanidir boğazın eşsiz manzarasına bakmışlığı yoktu. ‘Bir erkeğin hayatındaki en önemli iki andan biri, ilk defa votka içtiği gün, diğeri de âşık olduğu kızla ilk defa lunaparka gittiği zamandır. La mere du maire est tombee dans la mer’ diye söylendi kendi kendine.

Stinyegrad yokuşuna vardıklarında saat dokuzu bulmuştu. V.İ’yi sorduğunda henüz gelmediğini Troyka-Büs seferlerinde bir aksama olduğunu söylediler. Gişedeki yaşlı, absürde decolette kafasıyla oturan on birinci dereceden memur İrfan Recep Parasayaroviç’in, memuriyetinin son günlerine yaklaşmış biri olduğu gözden kaçmıyordu. Ayakkabıları boyasız ve çamurluydu. Redingotu fırçalanmamış, pantelonu ve gömleği ise ütüsüzdü. Ayda 22 Rubleye çalıştırıyorlardı onu bankada. Geçinebilmek için her ay düzenli olarak bir eşyasını banka müdürü Varvara İvanova’ya rehin bırakıyordu. V.İ maaşını öderken aylık faizini kesiyordu. Bu gidişle ölünceye kadar çalışsa da V.İ’ye olan borcu bitmeyecekti. Biraz daha genç olsa ve şu lanet astımından kurtulup cesaret edebilse, çoktan ayrılıp kendi işini kuracak, misafirlere kremalı çay, taze kalaç ve votka sunan küçük bir lokanta açacaktı. Enfiye kutusundan bir fırt çekerek gözlüğünün üzerinden alaycı bakışları ve küçümser bir ses tonuyla seslendi Dayfımiç’e:

"Soyez le bienvenu monsieur! Nasıl yardımcı olabilirim size?"

"Lanet bankanızda kahrolası bir hesap açtırmak istiyorum!"

"Invraisemblable! Rica ederim bayım, lütfen biraz saygılı olur musunuz?"

"Lanet bankanızda kahrolası bir hesap açtırmak istiyorum, dedim size! Yeterince anlaşılır değil mi?"

"Oh mon Dieu! Bu şekilde konuşmaya devam ederseniz, korkarım size yardımcı olamayacağım beyefendi."

Parasayaroviç sinirden kıpkırmızı kesildi. Derken bir astım krizine girdi ve koşarak kapıya doğru gitti. Kapının önünde taze havayı ciğerlerine çekerken V.İ’nin geldiğini gördü ve koşarak yanına vardı. Sinirden hâlâ elleri titriyor, kelimeleri birbirine karıştırıyordu. İçerideki beyefendiyle yaşadıklarını hızlıca özetledikten sonra,

"Mademe, c'est impossible! Az kalsın kendisini düelloya davet etmek zorunda kalacaktım…"
"Sakin olun Bay Parasayaroviç. Bakalım kimmiş bu densiz, hadsiz fils d'une vache! Zaten sinirlerim tepemde, onu parçalamamak için zor tutuyorum kendimi!"

Varvara İvanova odasına geçtiğinde bilerek oyalandı, çay getirmelerini emretti ve Dayfımiç’i en az on dakika bekletti. Nihayetinde Dayfımiç’i odasına aldıklarında başını önündeki evraktan kaldırmadan sordu:

"Soyez le bienvenu monsieur! Nasıl yardımcı olabilirim size? Gerçi gördüğüm kadarıyla zaten bütün şubeyi ayağa kaldırmışsınız. Sizi bu tür davranışlardan men ederim!"

"Lanet bankanızda kahrolası bir hesap açtırmak istiyorum Müdüre Hanım, Büyük İmparatorluk Lotaryasından kazandığım ikramiyeyi evimde mi saklayayım?"

"Coup de foudre! Ve bu lanet bankanın ahmak memurları size yardımcı olmadı öyle mi? Tanrı aşkına hepsini kovmaya gidiyorum şimdi Bay Dayfımiç! Bıktım bu budalalardan."

"Sakin olun V.İ. bakın ben çok sakinim…"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder