4 Ocak 2016 Pazartesi


Dayfım Dayfımiç:
Didimgrad dönüşünün üzerinden haftalar geçmesine rağmen, Bay Vasiliyeviç’ten bir haber alabilmişliği yoktu. Uşağını çağırarak, hazırlamış olduğu küçük bir notu Bay Vasiliyeviç’e ulaştırmasını ve vereceği yanıtı beklemesini söyledi. Yaklaşan akşam için yemek hazırlıklarına başlanılmasını da emretti.

Akşam için biraz dinlenmek üzere odasına çekildiğinde, günlerdir eline yapışan kitabı tekrar aldı. Daha önsözünden ileriye gidememiş, romana bir türlü başlayamamıştı. Hışımla kitabı yere fırlattı. “Sksen okumam bu önsözü bir daha Bay Editör” diye de ünledi. Kendine bir kvas doldurdu ve tütün sardı. Büyük İmparatorluk Lotaryasından kazandığı ikramiye yediği yemekten, içtiği içkiye kadar hayatını baştan sona değiştirmişti. “Eskiden,” dedi, “ilk öğünde ekmek ve kvas ve bir sonrakinde ise kvas ve ekmek” yerdim… Kötü zamanlardı…

Akşam saat tam 1.00’de Bay Vasiliyeviç, gönderdiği uşakla birlikte geldi. Sarılıp kucaklaştılar, hasret giderdiler.

Akşam yemeği için özellikle Kars Oblastı’ndan getirtmiş olduğu fadiyezlerle hazırlanmış Olivye Salatasına bayılacağından emindi Vasiliyeviç’in. Nitekim öyle de oldu. İlerleyen saatlerde karınlarını bir güzel doyurdular. Dayfımiç semaverin başına geçerek Vasiliyeviç’e çay servisi yaptı. Derken konu, Bay Vasiliyeviç’in uzun zamandır ortalıkta görünmediğine geldi. Dayfımiç işin içinde bir kadın olduğunu sezmişçesine konuya girdi.

“Kadınlar, dostum. Onlara kompliman yapmaktan asla kaçınma. Yöntem budur çünkü:
Önce o güzel sözleri kabul eder, sonra asıl karşısındakinin öyle olduğunu iddia edip onu aynıyla devrederler. Sen de çok önemli bir sözcükle kendi payını ayırdıktan sonra yine geriye verirsin. Böylece üzerinde bu kadar devir teslim, iade ve tekrar iade yapıldıktan sonra bu komplimandan artık kim şüphe edebilir ki? Bizim sorunumuz, tüm bunların tekrarlana tekrarlana gücünü yitirdiğine olan inancımızdır. Ama öyle değildir. Göğsünde bir kurşunla ölmek üzere olan kadının, banyo yaparken gözetlendiğini hissetmiş gibi utandığına seni temin ederim; zamanı olsa, emin ol gömerken ona giydirecekleri elbiseyi düşünürdü.”

Bay Vasiliyeviç uzun süre sessiz kaldı. Anlaşılan bu konuda konuşmak istemiyordu. Konuyu değiştirmek ister gibi, şöyle dedi:

“Yaşlandık dostum, artık yaşlandık. Lakin, ihtiyar bir atla bir tayı, ihtiyar bir keçiyle bir oğlağı kıyasla, hiçbirinin bedeninin insanınki kadar harap olmadığını görürsün. Her aynaya baktığımda karşımdakini tanımakta daha da zorlanıyorum.”

Dayfımiç semaverin yanından kalkarak iki temiz bardağa votka koydu. Birini Vasiliyeviç’e uzattı.

(Alıntılar/Göndermeler: D.Toscana - A.H. Tanpınar - Tolstoy)

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder