4 Ocak 2016 Pazartesi


Dayfım Dayfımiç:
Dayfımiç akşam yemeğinde misafir ettiği Bay Vasiliyeviç ile votkanın dibine vurmuşlar, oradan buradan konuşuyorlardı. Mevzunun Songul Karliova’ya gelmesine ramak kalmışken, yağda kızartılmış koca bir turna balığını bir parça siyah ekmekle götürmekte olan Vasiliyeviç, başını hafifçe kaldırarak

“Kadınlar, dostum, kadınlar… Anlamak mümkün değil onları…” diye konuyu değiştirdi.

Dayfımiç, votkayı bırakıp bardağına kıvas doldurdu ve düşüncelere daldı. Neden sonra kendi kendine konuşur gibi mırıldandı.

“Bazen bir kadının yüzü, Sevgili Dostum Vasiliyeviç, hayatındaki erkeğin kalbinde ne kadar yer kapladığını gösterir. Cela est très important de mon ami.”

Vasiliyeviç çatalındaki turna balığını tabağa geri bıraktı, bir süre sessizleşti. Derken kadehinden iri bir yudum aldı.

“Sanırım haklısın dostum, hiç böyle düşünmemiştim.”

Dayfımiç tütününden derin bir duman çekerek devam etti.

“Fakat bazı hallerde, dostum inanın bana, ahmakça da olsa büyük bir sevginin neden olduğu bir zaafa kendini kaptırmak, kaptırmamaktan daha şereflidir.”

Tekrar düşüncelere daldı Dayfımiç. İmparatorluk Lotaryasından kazandığı milyon rublelerin bir kısmını Varvara İvanova’nın tavsiyesi ile Frederik altınına çevirmiş, son spekülasyonları takiben, servetine servet katmıştı. Buna rağmen kahrolası bir mutsuzluğu üzerinden atamıyordu. Sözüne devam etti.

“Lakin sürekli denetleme ve gözetlemeyle hangi aşk yürütebilir dostum, bana söyler misiniz?"

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder