Bu blogda adı geçen kişi ve kurumların gerçek hayatla ilgisi yoktur. Tamamen hayal ürünüdür.
4 Ocak 2016 Pazartesi
Marina Yelkenoviç:
Marina Yelkenoviç, malikanesinin kapısının önündeki Dayfimiç ve kapının içinde Vasiliyeviç'in birbirlerine hayret, öfke ve nefret içinde bakışakaldıkları anın sanki buzdan bir çerçeveye hapsedildiği o meşum günün üzerinden bunca zaman ve hadise geçtikten sonra şimdilerde sık sık avuçlarına bakma ihtiyatı edinmişti. Düşünün ki bu avuçlar ta o günden beri sıcak bir dost eline hasretti. Yelkenoviç bütün bunların farkındayken hala sakin tavrını nasıl koruyabildiğine pek şaşıyordu. Artık sütlü çay için semaverini yakan, kayıp gümüşlerini parlatan yardımcıları da yoktu. Uzak kentlerdeki bayan ahpapları anneannelerinin gelinliğinden bozma da olsa balo kıyafetlerini yenilerlerken kendinin son kadife tuvaleti yırtıla yırtıla bacaklarının üstüne dek açılmıştı. Posta pullarına üç kapik zam geldiğinden beri dostlarından aldığı mektuplar da iyice seyrelmişti. Madam Seduchka'nın başka bir kente yolculuk edeceğinden haberdar olmuştu en son. Arabasının atları fareye dönüşmüş boş kileri tırtıklarken kesemediği koskocaman bir balkabağı masanın üstünde durmaktaydı. Malikanedeki bütün kesici ve delici aletler evhamlı hizmetkarları tarafından onu terketmeden evvel ortadan kaybedilmişti. Aklı tekrar o meşum güne gitti, ah dedi ne kadar da hızla azalıyor hayat. Üstelik bir kedisi bile yoktu.
Kaydol:
Kayıt Yorumları (Atom)

Hiç yorum yok:
Yorum Gönder